4 Şubat 2014 Salı

Roma...Roma...Roma...

rome5
Bugün, bir yemek tarifi vermek yerine, bir şehri anlatmak istiyorum.
Her sokağı, her caddesi, her kaldırım taşı, bir hikaye anlatsın diyorsanız, Ya Roma, Ya eski ( mahvedilmemiş taraflarıyla ) İstanbul'a gitmelisiniz bence. Ne yazık ki İstanbul, Roma kadar şanslı değil. Ha bire darbe alıyor hala. Yine de o güzel yüzünü koruyor, yıpranıyor ama bozulmuyor, direniyor. Canı yana, yana... Ama Roma öyle değil. Korunuyor. Yaşayan herkes, gözü gibi bakıyor ona. Bebeği gibi, aşkı gibi, kendi nefesi gibi kıymetli, Her bir taşına, minicik bir toprağına dahi dokunulmuyor. Şehir, yıllar önce nasılsa öyle... Olduğu gibi. Anlatacağım şehir, Roma. Eskisinden esinlenerek, yenisini anlatmak istedim sadece. İkisi de çok kıymetli,..Ve çok güzel. Dünya'da, bir çok muhteşem yer var mutlaka. Ve çok azını görme şansım oldu. Ancak eminim, bu iki şehir kadar kalıcı olamayacak hiçbiri ruhumda. Öyle bir yer ettiler ki. Oynanmış, sonradan yapılmış, teknoloji ile kirletilmiş yerleri sevemedim hiç. Böyle insanları sevmediğim gibi. Lezzeti bozuluyor o zaman. Bir kere görsem yetiyor öyle şehirleri. Ama İstanbul ya da Roma öyle değil. Hep tatları damağımda, hiç doymuyorum, onlara. Ve en kötü günümde dahi, oralarda olmak, ruhumu onardı her zaman. En zor zamanlarım da, Rumeli Hisarında Sade Kahvede içilen, sıcacık çay, alabildiğine boğaz manzarası. Hayatımın en zor zamanında, Piazza Navona ya da Pantheon'da olmak, oturup, gelen geçeni seyretmek, Bernini'nin yaptığı muhteşem çeşmeler altında serinlemek.
rome
Hep mutlu etti beni. Roma'ya gitmeden, çağırıyordu beni ve ilk gidişimden sonra, bir daha ondan vazgeçmeyeceğimi biliyordum. Aşık, olmuştum çünkü. İstanbul hayatımın hep merkezinde oldu, ama bir türlü sabit yaşadığım yer olamadı, kısmet değilmiş. Şimdi hayalim, Roma'da bir ayağımın olması. Neden mi ? Sığlıktan uzak, samimi, sıcacık insanlarıyla, gerçekten yaşayan bir şehir Roma. Bir sürü arızası var. Bu yüzden seviyorum belki. Doğal. Abartılmamış, oynanmamış. El değmemiş bir şehir. Anlamsız avamlıklarla, bayağılaştırılmamış. Hala bakir. Binaların ihtişamından mı nedir ? İnsanlar bir o kadar tevazulu. Böbürlenen, şımaran, dedikodu yapan bir tek insana rastlamadım. Yardım isterseniz, dilinizi bilmese dahi, yarım saat sizin için uğraşan, bir sürü insan. Evsiz kalsanız, size evini açacak kadar samimi ve çıkarsız. Memleketin her yeri, yemyeşil. Ağaçlar kesilip, bina dikilmiyor. Aksine, yol ağaçların yanından geçiriliyor. Yakmak, yıkmak yerine korumayı tercih etmişler, sadece Romayı değil, tüm ülkeyi. Bu yönleri ile bizden tamamen ayrılan bir kültür. Çok acıyor insanın içi, İtalya'da dolaşırken. Keşke benim ülkemde böyle korunsaydı, şu an çok farklı olurdu durumumuz. Her yer, tarih, her yer, yeşillik, tarla, orman. Hasat kaldıran insanlara bakarken, verimli topraklarımızda, artık ne kadar az şey yetiştiğini, insanların şehirlere göçmek zorunda kaldığını, tüm dengenin bozulduğunu düşünüyorsunuz ister istemez. İçiniz cızlıyor. Sicilya'dan, Milano'ya kadar, bir uçtan, diğer ucuna, her yer yeşil. Çiftçi, hala çiftçi. Yerlerinden edilmemiş, korunmuş, desteklenmiş.Bizden ne kadar farklı, değil mi ? Her bölgede, yöresel ürün festivalleri var. Dış turizm için yatırım yaptıkları kadar, iç turizm içinde çalışıyorlar. Çok keyifli festivalleri var, müzk eğlence, yemek hepsi bir arada. İşte çiftçi böyle ayakta tutulur dedirten cinsten. Roma, her an şen şakrak, kalabalık, eğlenceli. Hiç canınız sıkılmadan, günlerce, bıkmadan, sıkılmadan, kendi başınıza vakit geçirebileceğiniz, harika bir Avrupa şehri. Cıvıl, cıvıl sokakları, her zaman, canlı müzik dinleyebileceğiniz, sanat eseri dolu, meydanları, ilginç yapılarıyla, her an sizi sürprizler yaparak şaşırtan bir şehir. Piazza Navona ve Pantheon, favori meydanlarım. Şirin Trattorialar, sizi geleneksel yemeklerle tanıştırırken, ayaküstü yenilen bir dilim pizza çok keyifli olabiliyor, ruh halinize bağlı. Anlamsız alışverişler yapmadığınız takdirde, gayet makul bir şehir Roma, İstanbul'dan daha ucuz hatta, bir çok konuda. Trattoria aile restoranı demek. Gittiğinizde, on yıllarca geriye dayanan, hiç bozulmamış bir kültür göreceğiniz, geleneksel lezzetleri tadacağınız mekanlar.
rome4
Mekanda, mutlaka aile bireyleri çalışıyor olacak. Emin olabilirsiniz. Sizi kapıda karşılayıp, evlerine gelmiş misafir gibi ağırlayacaklar. Ghetto bölgesi, bu konuda çok ünlü. En geleneksel Trattorialar o bölgede. Roma'ya gidenlere, hep aynı şeyi öneriyorum. Kaybolun. Elinizde harita olsun, ama her ara sokağa girin. Çünkü, minicik bir sokakta, inanılmaz bir eser çıkacak karşınıza. Evlerin pencerelerinden sarkan çiçekler, her tarafta sizi büyüleyecek. Dini mekanların temizliğine özenecek, neden bizde böyle değil diye içerleyecek siniz . Her dinden, dilden insanın, kendi dualarını ettiği, mimari harikası mekanlar. Herkese kapısı açık, kimseyi dışlamayan bir anlayış. Küçük, küçük cafelerde, ayaküstü içeceğiniz espresso'nun, acı tadına bile alışacaksınız bir kaç gün sonra. Biz ne kadar çay içiyorsak, İtalyanlarda o kadar kahve içiyor sonuçta. Siz de alışıyorsunuz. Bir tek lüks düşkünleri için zor bir şehir Roma. Çünkü oradaki ihtişam, şehrin ta kendisi, başka ihtişama gerek görmüyor kimse. Via Del Corso'da gezerken, aklınıza gelen her tür markayı yan yana buluyorsunuz. Bir yandan da, binaların süslemelerine bakmaktan başınız dönüyor. Bir tane yeni bina yok çünkü. En çok kapıların ihtişamına hayran olmuştum. Oldum olası severim eski ahşap kapıları. Roma bu konuda bir cennet. Devamlı bir onarım çalışması var. Her an, bakım yapılıyor, öylesine detaylı uğraşıyorlar ki, sabırlarına saygı duymaktan başka bir şey gelmiyor elinizden, bir de hayranlık. Kocaman bir binayı, minicik tığ misali aletlerle temizliyor, onarıyorlar. Roma'yı, hemencecik tanımak istiyorsanız, Vatika'nın önünde ilk durağı olan tur otobüslerine binip, keşif turu yaptıktan sonra, yürüyün. Böylece, özellikle gezmek istediğiniz yerleri mimleyebilirsiniz. İlla önerilen yerlere takılıp kalmayın, Roma'nın her caddesi, sokağı gezilmeye değer. Sıkılmadan, bıkmadan yürüyün. Şehir, bu yorgunluğun karşılığını, fazlasıyla ödeyecek size, emin olun.
rome3
Klasik bir gezilecek yerler sıralaması vereyim, olmazsa olmaz. Ama korkmayın. Bütün bu yapıları gezmek için bir gün bile yeter, eğer ayrıntılı gezmeyecekseniz. Çünkü birbirine çok yakın. Via Del Corso'nun bir ucu Piazza Venezia diğer ucu Popolo. Caddenin iki yanında, Trevi Çeşmesi, Navona Meydanı, İspanyol Merdivenleri ve Pantheon var. İstemeseniz de, yürürken bu mekanları göreceksiniz. Via Del Corso üstünde, Popolo'ya doğru yürürken, yolun teke düştüğü yerde, San't Ambrogio e Carlo al Corso bazilikasını göreceksiniz. Girmeden gelmeyin. Muhteşemdir. Teknoloji meraklıları için minik bir not, bazilikayı geçtikten sonra soldaki sokağa dönerseniz, Apple mağazasını göreceksiniz. Bazilikaya gelmeden, yolun teke düştüğü yerde sağa dönerseniz, İspanyol merdivenlerine çıkarsınız. Çıktığınız yol, Via Condotti, markalı alışveriş yapmak isteyenler için doğru adres. Ancak, eğer ucuzluk yoksa, bilin ki orada her şey Euro ve oldukça pahalı. Aynı ürünler TL olarak, ülkemizde satılıyor zaten. İspanyol merdivenlerine yüzünüzü verip, sola doğru giderseniz, Trevi çeşmesine çıkıverirsiniz. Bu kadar kolay. Popolo'nun arka caddesi Borghese Bahçeleri ve müzesi. Nehir Kenarıba doğru yürüdüğünüzde, Castel San't Angelo ister istemez karşınıza çıkacak, onun biraz solunda ise Vatikan var. Piazza Venezia'dan sağa doğru yürüseniz, Kolezyum ve forum ile yüz yüze geleceksiniz. Aradaki sokak Cavour, oradan yürürseniz Termini İstasyonuna çıkarsınız. Sonuçta Roma'yı bir daire gibi düşünün, her yol birbirine bir noktada ulaşıyor. Otobüse binmek için bir bilet alın, istediğiniz kadar binip inebilirsiniz. Mevsim güzelse, bisiklet kiralayın, her yerde göreceksiniz. Ama önerim, yürümeniz. Çünkü her cadde ve sokağa girmenin en iyi yolu yürümek. Araba ve motor zaten bir çok noktaya giremiyor. Üstelik, onlarla gezip, şehrin güzel detaylarını kaçırmak istemezsiniz.
Sonuç olarak ünlü mekanların hepsi, birbirine bir kaç metre mesafede. Yani gezemem diye korkmayın. Aşağıda en ünlü olanları veriyorum. Ama başta söylediğim gibi. Dört günde, şehri gezmek için kendinizi paralamayın lütfen. Şehri koklayın, yürüyün, kaybolun. Keyfini çıkarın, seslerini, lezzetlerini keşfedin. Eğer bilimsel bir araştırma ya da tez yazmak için gitmiyorsanız, çılgınca derinlikte Roma tarihini ya da Hristiyanlığı öğrenmeye çalışmayın. İki gün sonra unutacaksınız nasıl olsa. Ve lütfen sadece, makarna, pizza yiyerek dönmeyin o güzelim mutfağı olan ülkeden. Domuz eti olabilir diye endişelenmeyin, sığır, dana , kuzu eti, Roma mutfağında çok güzel ve sıkça kullanılıyor. Deniz ürünleri bir harika. Bizim geleneksel mutfağımıza çok paralel bir mutfakları var. Ve üretim yoğun olduğu için, gayet taze ürünlerle çalışıyorlar. Mantar çok bol ve yabani, harika mantar yemeklerinden ve soslardan tatmayı ihmal etmeyin.
Roma'da mutlaka ve mutlaka, dondurma yemelisiniz. Turistik bölgelerde en iyilerden birisi, Pantheondan , Navona'ya giden yolda göreceğiniz dondurmacıdır. O daracık yolda kaçırmanız mümkün değil endişelenmeyin.
İşte gezilmesi gereken yerler listem.
Piazza Popolo
Piazza Venezia
Piazza Navona
Castel San't Angelo
Santa Maria Maggiore
Campo Dei Fiori ( Favori Mekanlarınızdan olabilir eğer pazar seviyorsanız ve emin olun, Roma pazarlarına bayılacaksınız. )
Kolezyum ( Güzel, ancak rehberli gezmediğiniz takdirde, dışarıdan gördüğünüzden farklı bir şey yok. Ancak ingilizceniz iyi durumda ise ve rehberli gezerseniz size hikayesini anlatabilir. )
Via Del Corso (  En ünlü Cadde )
Via Condotti   ( En Ünlü 2. Cadde )
Via Veneto     ( En Pahalı Cadde )
Vaticano ( Müzenin uzun turu çok zamanınızı alabilir, ama kısa tur yapmanızı ve Sistine Şapelini görmenizi öneririm )
Palazzo Doria Pamphilj ( Via Del Corso üzerinde,  305 numara , Venezia tarafına giderken sağda, görmenizi öneririm. )
Tarif Vermedim Belki.. Ama Roma'ya gidecekler için uğranacak bir kaç yer önermeden geçemeyeceğim.
http://ristorantedaclaudia.com/ ( Dil problemi yaşıyorsanız, taptaze el yapımı lezzetleri ile dünya tatlısı sahibesi Claduia'nın mutfağından yemek seçmek sizin için zor olmayacak. Edi, gayet iyi türkçe biliyor. Pantheon'a giderseniz bu noktayı kaçırmayın. Bayılacaksınız.
http://www.tripadvisor.com.tr/Restaurant_Review-g187791-d779059-Reviews-Cul_de_Sac-Rome_Lazio.html ( Kendi Sitesinde Problem olduğu için bu bağlantıyı tercih ettim.)
Gece Eğlenmek İstiyorum Diyenlere...
İlla alışveriş diyorsanız, deri ürünler almayı ihmal etmeyin. Pantheon'un sol çaprazıdaki Carrefour'dan peynir, sos, içki alabilirsiniz. Gereksiz yere turistik yerlerden alışveriş yapmayın. Burası ucuz olduğu gibi kaliteli, güvenilir ve taze.
Bazıları bu yazıyı okuyup biz nasıl gidelim paramız bile yok diyorlar. Haklısınız ancak onun içinde bir önerim var.
Turla gitmek zorunda değilsiniz. Şehir içinde bir ev kiralayın. Bir kaç kişi kalırsanız çok ucuza gelecektir. İşte size bu konuda en ünlü site. Güvenle kiralama yapabilirsiniz. Sadece Roma'da değil, dünyanın her yerinde. Ayrıca, kendi uçak biletinizi, kendiniz alın. Ucuz olsun istiyorsanız sezonda gitmeyin. Roma'da hava sıcaklığı şu an bile 13-14 derece, yani her mevsim ılıman bir iklimi var.
http://www.skyscanner.com.tr/?gclid=CM-71o3RsLwCFYUIwwodLB8Aqw ( Buradan hangi tarihte, bilet kaç lira öğrenebilirsiniz, tüm havayollarını )
Artık bahaneniz kalmadı. Bir yıl sonrası için program yapmaktan korkmayın. Uçak ya da otel paranızı iade alabilirsiniz. O zaman çok ucuza harika bir Roma gezisi yapabilirsiniz.
Unutmayın, Seyahat Zenginlerin Değil, Cesur İnsanların becerebildiği bir şeydir.
Afiyet Bal Şeker olsun...






Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı